GöKSEL – BENDE Bi ASK VAR

 

Reklamlar

Acılar/ımız

Acılarımız var sanıyoruz şu hayatta.

Bir türlü yapıştığı yakamazı bırakmayan.

Köhne bir eve sinmiş idrar kokusu gibi üzerimizde duran.

Adı kimliğimize karışmış olan.

Kimsenin omzuna yüklenmemişte en ağırı bizim sırtımıza verilen, taşıya taşıya kamburumuzun çıktığı.

Yüzümüze derin çizgiler hediye eden,

Hayatı bize zindan edip, kalp ağrılarını, ruh daralmalarını gaddar bir gardiyan gibi başımıza diken.

Acılarımız var sanıyoruz.

Bakıyoruz en alası bizde.

Kimseler ağlamıyor bizim gibi olur olmadık saatlerde.

Kimse başı önde, boynu bükük vakit geçirmiyor şehrin sokaklarında

Kimse benzetmiyor bizden başka hayatı kokmuş tadı kaybolmuş yinede milyon kere önümüze sürülmüş peynir kokusuna.

Kimse duygulanmıyor olur olmadık şeylere, sonbaharda ve ilkbahardan, bir bebeğin gülüşünden zevk almayı biliyor diğerleri.

Kimsenin penceresi karanlığa açılmıyor ya güneşe doğarkan bile.

İsyan et, hak buldun ya…

Acılarımız var sanıyoruz

En yüksek puanı alamadık diye bir sınavdan,

Yenileyemedik diye iki senelik koltuk takımımızı ve  renginden sıkıldığımız arabamızı.

Acılarımız var sanıyoruz

On beşinde sevdiğimiz adam yirmisine gelmemize rağmen bizi hala sevmiyor diye.

***

Acılarımız.

Kimse acıdan bahsetmesin bana.

Evladını yitirmiş bir anne ve baba her sabah onun yokluğuyla uyanıp, her gece onu rüyasında görmek umuduyla uyuyorsa. Yaşıtlarının süren hayatını görünce içleri eziliyorsa.

Kimse acıdan bahsetmese ya bana.

O annelerin babaların acılarını sıyırıp kendime almak.

Sinem genişle!

***

Bu da bana katılmayanlar için.

İç Dökmece

İyi bir yazar olmayabilirim. Hatta yazar bile denmeyebilir bana. Yazma çabasında olan kadın diyelim; daha doğruca. Lakin bu kelimelerle olan bağımı koparmaya yetecek değil. Kelimeler ki hayatın ta kendisi…

Bazen soruyorum kendime neden hep hüzne batıyor benim yazdıklarım. Her cümlem neden hüzne dönüşüyor? Düşünüyorum ama bulabildiğim bir cevap yok henüz. Cevaplarla saklambaç oynuyor olmalıyız, ben hep ebe.

Umuttan bahsedeyim istiyorum, mutlu anlarda kol gezeyim. Okuyan herkes- ki onların sayısı öyle çok değil- tebessüm bulsun yüzünde. Benim mutluluğum parfüm gibi olsun. Yazılarımdan dokunsun herkesin tenine. Daha başaramadım…

Bazen hiçbir şey yazamıyorum. Duygular boğazımda kalıyor, canımı acıtıyor ama bir kelimde dahi dökülmüyor kalemimden. O zamanları kızıyorum kendime. Ağlamak isteyip de duygu eksiltici ilaç almış insanlar gibi kalakalıyorum. Benim gözyaşlarım kelimeler çünkü.

***

Nerden aklıma geldi bilmiyorum ama bu yazı bununla bitsin. Zaten pek edebi de değil.