Ben bu sabah buraya bir şeyler yazmak istedim. Sonra yazamadım. Şimdi gidiyorum bir ağacın gölgesinde bir bardak çay içmeye. Siz de bir kere bunu dinleyin. Belki şiir yazarım becerebilrsem. Hayat güzel:)

Dünden Beri

Bir pazar sabahı, nadirdir erken kaçtığı uykumun

Gazetelerde hep aynı muhabbetler günlerdir

Gerçekleşemeyen devrim, nasıl yapılacağını beceremediğimiz

eylemler ve eylemlere hep gebe kalmış sancılı bir şehir.

Nereye tıkasam kulaklarımı içimde inleyen hep aynı melodi.

Tatsız bir kahvaltıya oturuyorum, yeteri kadar acıkmadım dünden beri.

Ve kaçmak gerek bazen sigara dumanının solunmadığı mekânlardan.

Ne zamandır kaçmak isteği duysam, hep aynı yerde buluyorum kendimi

İki sokak arası bir çocuk parkı…

Üzerimde bir şaşkınlık bugün çocuklardan bile erken kalkmışım

Merhabalarıma yalnız yarı nemli rengi solmuş oyuncaklar maruz.

Elimde bir şiir kitabı, İsmail Kılıçarslan’la denk gelir mi acılarımız; bilmem tanışacağız.

Köşedeki bankta kendime düşmanmışçasına tuz basıyorum yaralarıma…

Yaramın ne olduğunu rica ederim sormayınız beyefendi,

Çocuklar geliyor yavaştan, hayatın gerçeklerini bilmek için çok erken.

Garipseyerek bakıyorlar yüzüme, “Ne işin var senin burada?”

Keşke onlar garipsemesi gibi olsa, insanların beni garipsemesi.

Beş yaşında ki ufaklığımı özlüyorum derinden,

Bakışlarımı görseydi bir öpücük kondururdu yanağıma, “Üzülme.”

Çocuklar kadar cesur olabilseydik diyorum bazen, dizimiz kanasaydı

ama biz yine ağaca tırmanmaktan vazgeçmeseydik…

Tüm hırsımı ağzımda ki sakızdan çıkarıyorum, sindire sindire

Bir sayfa daha çeviriyorum kitaptan sonra, bir mısra

“Sizin sanmalarınız ben de tekinsiz bir boşluk duygusu” *

Şair tam burada sussun! Yazma vakti bana geldi, anlıyorum

“Pardon beyefendi, kaleminiz var mı?” “Sizin?”

Yok; kimse de bir kalem yok, akıl yine defter olacak besbelli.

Hatırımda kalacaklarla saatler geçiriyorum, neler yaşadı

neler yaşayacak insan durmadan düşünüyormuşum.

İnceden bir melodi, zihnimdekinden farklı

Telefonda annem “Rüyamda gördüm seni, iyi değildin.”

“Ben dünden daha iyiyim, anne merak etme.”

“Çocukken yalan söylemezdin ama.”

Aysel değil, annem gitsin başımdan!

Yani şimdilik, bir süreliğine…

Çocuklar nereye kayboldunuz bir anda?

Masallar anlatacaktım size çocukluğumdan.

Ben hangi ara sırılsıklam oldum yine

Gözyaşlarım yağmurlarla yarışır mıymış oysa ki?

Kaldırıyorum başımı bu şiirden, ben adına şiir diyorum sizi bilemem

Şimdi hicret vaktidir aklımdaki her şeyden.

Hoşça kalın.

***

* ( İsmail Kılıçarslan/  Hayır Anlatamadım)

Özür Dilerim Hocam Çatalı Sol Elimle Tutuyorum Diye

Özür dilerim hocam çatalı sol elimle tutuyorum diye.

Pardon sol elimle tutup, sol elimle yemeğimi kesip sağ elimle özellikle yiyip, insanlara inat sağ elimle tutamadığım için.

Özür dilerim hocam!

Modern hayata uymaya çalışmadıkça nasıl oluyorsa uyup, içinde kaldığım için. Değişimin insana yakışır ve dinin gereklerine uygun olması gerektiğini bilip, bunu elimden geldiğince hayatıma koymaya çalıştığımı size gösteremediğim için. Yahut sizin kadar sert davranamadığım için.

Siz a derken a dediğinizi anlayıp, utancımdan b anlıyormuş gibi yapıp, sizin beni sınıfta bırakabileceğinizi düşünemedim. Kusura bakmayın hocam bana tüm samimiyetinizle geldiğinizi düşünüp, doğru cevapları yazamasam da kâğıda; ölçerken sınıfta kalsam bile değerlendirirken beni geçireceğinizi düşündüğüm için.

Özür dilerim hocam!

İşinizin iyiliğini, gözümle gördüğümü bir kenara itip; size sadece konuştuklarınızla değil yüreğinizle davranışlarınızla gelmeye çalıştığım için. Gözümle gördüğüme takılıp sonra peygamberimizin anlattığı bir hadiseyi aklıma getirip, yine de size geldiğim için.

Özür dilerim hocam!

Söylemek istediklerimi çaktırmamaya çalışırken aslında saçmaladığımı çok geç fark ettiğim için. Ve insanların bizi yüreğimizle değil, konuştuklarımız ile tanımak için uğraştıklarını bir an aklımdan çıkardığım için. Kendim olamadığım için özür dilerim hocam.

Biliyorum suçluyum hocam. Koca kafamın bazı şeyleri anında anlamasına rağmen geç hareket ettiği için.

Özür dilerim hocam!

Siz tabağınızda ki yemeğe bakarken yüzünüze bakıp “Bu adamla olur ya, sevebilirim ben bunu” deyip hayata yeşil ışık yaktığım için. . Ben bir can daha vermeye gelmiştim bir çiçeğe ama çiçeği çoktan sulamayı unutup soldurduğum için kızgınım kendime. Ve üzgün. Buraya hiç girmeyelim hatta biz.

Hocam bir kez de ben sorayım: Neden böyle üzerime kurulmuş dünya düzeni?

Ne zaman hayatta olur desem bir şeye elimden kayıp gidiyor. Bundan sonra hiçbir şeye yeşil ışık yakmayacağım içimde. Her neye olursa kırmızıyı savunacağım, zaten severim kırmızıyı. Allah’ım isyan etmek için söylemiyorum kızma sen de. Bir sen kaldın aramın iyi olduğu. Bu arada umarım hayat istediğinizi verir size.

Ama hocam size de kızıyorum kusura bakmayın. Korkularınızla yaşayıp durursanız bu hayatta olmaz ki. Evet üzerimizde toplum baskısı var ondan ayrı düşünemeyiz ama toplumu oluşturan birey, onlar olmazsa olur mu? Biraz da bireyin yararına olmalı hayat. Cesur olsaydınız demiyorum ama cesur olun bundan sonra. Daha az aceleci bir o kadar da emin. Ve daha çok güvenin kendinize. Açıklama yapın bir de cevapsız bırakmayın.

Bunları söylemeye hakkım var mı bilmiyorum. Bildiğim tek şey insan yaşıyorsa, yazabiliyor. Belki bugün benim de bunları yazmam gerekti. Bir parça üzülmem, bir parça yine hayatın pembe olmadığını görmem. Yalnız o kadar çok masal dinlemiş bir çocuğum ki ben bu olmaz. Ve masal dinleyen bir çocuk asla birine bana âşık olsaydın dediğinde süründürmek için söylemez, aksine o en çok değeri aşka verir.

Söylemekten çok teşekkür etsem daha güzel gibi.

Teşekkür ederim hocam.

Beni tanımaya layık görüp, değer verdiğiniz için. Turgut Uyar sevgimi bilip onun bir şiirini daha fark etmemi sağladığınız için. Saçıma dokununca heyecanlandığınız için ki ben bunu sevmiştim en çok.

Edebinizle örnek olup, artık daha bana yakışır şekilde davranmamı sağladığınız için. İnsanlara düşüncelerimi söylerken daha dikkatli olmamı sağlayacağınız için.  Şu hayatta artık mantığımla yürüme kararı almamı sağladığınız için, gerçi bu kaçıncı karar.

Ankara’ da eylem var. Aynı zamanda yağmur. Ben yağmuru çok severim, gözyaşlarını saklamayı iyi biliyor. Siz de yürümeyi çok seviyorsunuz biliyorum ama ıslanarak girmeyin evinize.

Hayat bir sıfır yine öne geçti. Hoşça kalın. Ben kendime iyi bakarım, yani öyle düşünüyorum siz iyi bakın.

Bir de şunu sorun kendinize gerçekten istiyor muydum? İsteyen insan bu kadar çabuk pes etmezdi.

Herkes için hayırlısı demeyi unutmayalım, sonuçta ikimizde bunu istiyorduk….

Bilfiil

Bir ağacı sevebilirim, bir çiçeği ve bir kuşu

Ve seviyorum diye can verebilirim.

Uzun zaman oldu bir adamı sevmeyeli

Can verebilir miyim bu yüzden?

Koca bir boşluk; bilmiyorum.

Bir ağaç için, bir çiçek ve bir kuş için

Meydanlara iner, dilimde türküler söylerim

Ve elimde bir kalem şiir yazabilirim.

Değer bilir, güç bulur yaparım.

Bir adam için, bir tek adam için mesela

Saçımın bir telini kıpırdatıp, doğrulur muyum yatağımdan?

Dilime dolar kısa nakaratı bir türkü tutturur muyum ucundan ?

Ve bir mısrayla başlar, upuzun bir şiir yazar mıyım?

Değer bilir, güç bulur yapar mıyım?

Bir ağaç akasyayı, bir çiçek begonyayı ve bir kuş güvercini

Koşulsuz, evet koşulsuz sevebilirim!

Lakin bir adam:

Müslüman, Hanefi ve ya Sünni,

Gayrimüslim, Hıristiyan veya Budist,

Sağ eli göğsünde bir sağcı,

Sol yumruğu havada bir solcu,

Bir adam:

Devrimci, komünist, kapitalist, anti-kapitalist

Mevzu bahis bunlar değil adı dahi geçmemeli

Bir adamı; koca bir adamı

Ben, bu bildiğin ben

Yalnız o olduğu için

Düşünmeden, koşulsuz ama az ürkekçe

Her nasıl oluyorsa yani

Bil fiil sevebilir miyim?