O Adamlar

O utandığında yüzleri kızaran adamlar yağmurlu bir günde toprağa akıp yittiler.
Birkaç kızın gözlerinde gözlerini unutup gittiler.

Reklamlar

Ardımdan


Bazı duygular bir satıra sığmıyor
Ne kafiyesi var yalnızlığın
Ne bir hece ölçüsüne denk ayrılık, ardımdan
Ölüm kokan bir şiir yazılacak
İçinde benden çok onun geçtiği.

Bazı duygular bir satıra sığmıyor
Şehirleri sevmek gibi nedensiz değil
Yetersiz altyapılar bazı coğrafyalarda  aşk, ardımdan
Ölüm kokan bir şiir kaleme alınacak
İçinde benden çok onun geçtiği.

Bazı duygular bir satıra sığmıyor
Emek istiyor yaşamak, tutku var
Azgın damarlarında nefsin, beklemek
bu denli ağartıyorsa saçları, ardımdan
Ölüm kokan bir şiir kaleme alınacak
İçinde benden çok sizin geçtiğiniz.

Ağlamak

Kırılmak ve incinmekten bu kadar korkmasaydı bir çok şeyin üstüne gidebilirdi. Toprakla örtmek istemezdi yaralanmış yerlerini, tuz basar yoluna devam ederdi. Lakin yolunu zor tamamlar olmuştu son günlerde.
Nitekim duygusallığı daha da artmış sabah haberlerine yalnız gözleri dolmakla kalmıyor, gözyaşları yanaklarından süzülüyordu.
Bize kalsa gülmek için yaratılmış gözlerinde yaşa lüzum yoktu ama o yaşlarla yaşıyor olmuştu. Bir bilseniz saç tellerinden hüznü akıyordu…
Her şeye özlem duyar olmuştu; soranlara titrek sesi boğaz ağrısından, burnundan içine çekilme sesi griptendi. Sık hasta oluyordu malum burası soğuk şehirdi. Oysa gerçeğin tek bir adı vardı; ağlıyordu işte. Bizden uzak bir köşede.
Madem o kadar gerçekti duyguları aglasındı. Ya onunla aglayanlar? Bir rahat soluk için derdini anlattıklarının da onun yüzünden ağladığını bilse?
Ah!  Dünyanın en kötü hissi. Bir başkası hele ki sevdikleri onun yüzünden ağlasa..
Bu hikayeyi burada bitirir. Bir aynanın karşısında dökülen son gözyaşını kendi elleriyle siler ve söz verirdi: içinden ağla.
Bu verilen kaçıncı sözdür bilinmez ama yolunda yürümeye bir kez daha başkaları için çabalamaya gittiğinden eminim.
Ayak sesleri kulaklarımda.

Güneşi Bekleyen Düşünceler

Bazı geceler diye başlayan bir cümle kursam ben yine Turgut Uyar olacağım. Dolayısıyla hüzün kokacak her satır.
Hayat diye başlasam Cahit Sıtkı olamayacağım. Bu yüzden renkli bir yazı olmayacak bu.
İçimden bir ses Anna’yı hatırlıyor yalnız. “Ellerimi tut Anna. Ellerimi tutmasan da olur. Gözlerime bak Anna. Gözlerime bakmasan da olur.” ama Anna bir şiirlik orada kalsın ister şair. Teni tenine değmese de orada kalsın. Aslında onunla kalsın.. Onunlalar ve onlar biz olsunlar.
Bana kalırsa onlar biz olamadı çünkü Anna oradan gitmiştir. İsmet Özel’in dediği gibi hatta “Aşktır diye gittin o çekiç seslerine.”
Annalar gider çünkü şairlerin yazacak mısraları biter.
Dokunaklı tarafı kalmamıştır şiirlerin.
Annalar gider çünkü şairler hiç olmamıştır.
***
Saat 04:22.
Ben Anna değilim, şair daha doğmadı içimde.
Yalnız gün yine doğacak üzerime.

Gözünü seveyim teknoloji!!!

Yoğun ve yorucu bir yıl içindeyim. Bu yüzden buradan fazlasıyla uzak kalıyorum. Bir kaç satır düşüyor bir yerlere ama burası olamıyordu. Artı vakit lazımdı ta ki bu ana kadar:) Telefonuma tesadüfen karşılaştığım mobil sürümü indirdim ve artık hep beraberiz:)
Teknolojinin gözünü, sizin gönlünüzü seveyim 🙂

anKARa

Mevsim yine kış.

Bu şehirde ki son kışım bu. Muhtemel.

İlk kara merhaba dedik dün akşam Ankara’da.

Çocukluğumdan beri severim karı.

Kar düşer, ben düşlerim.

***

Kar düştür.

Bir de bu şarkı düşündür.