Düşmek ve Düşünmek

Ağladım.
En kalabalık yerinde hayatımın. Başkaları ne der, ne düşünür bunları düşünmeden ağladım. Bir bahane bulup içimdekilere sustuklarım kadar çok ağladım.
Yürüdüm. Bir damla boyunca yol aldı adımlarım. Gidemediğim şehirlere, bilmediğim diyarlara ve bir türlü varmayı beceremediğim gönüllere doğru yürüdüm.
Yalnızdım. Sendelemeye bile tahammül edemedim. Ya dosdoğru yürüyecektim başım dik ya düşecektim boylu boyunca.
Sonra suçu şaire atacaktım “Düştüysek senin yüzünden düştüm.”
***
Düşseydim düşünecektim aslında.
Gelip kaldırmak için ellerimden tutmanı değil, beraber yardan düşmek için yüreğimden tutmanı. Gözyaşlarımı tam silecekken yüreğindem başka bir şeyi benden almaya dayanamayıp birlikte ağlayışımızı…
Düşseydim düşünecektim aslında.
Düşmedim.
Düşünmedim.
Yeniden ağladım.
Ve o parça çaldı yeniden kalbimde.
“Yan gönlüm yan
Külden adam olursa.”

Yalnız Sen

“Yanıma senden başkası yakışmıyor kadın.” dedi yaşlı bir amca telefonda.
Duydum, durdum. Bir adımım yarım kaldı diğer yanım gibi.
Üzerine düşünülmüş bir cümleydi bu belli. Üzerine uykusuzluk düşmüş, üzerine bir dal sigara yakılmış bir cümle. Üstünden Zeki Müren geçmiş, içine onsuzluk, içine yalnızlık içine yokluk sinmiş bir cümle.
“Fadime beni dinle.”
Fadime değildim ama durdum dinledim. Usulca başımı çevirdim ona, yüzüne dokundu gözlerim. Yaşını ele veren çizgiler arasına saklanmış özlemi buldum. O çizgiler bir nevi melce. Sonra gözlerine baktım, yeşil olsunlar istedim, değildi. Zaten ne fark ederdi aşkla bakamadıktan sonra. Gözlerinin rengi griydi yalnız ve keder damlıyordu kirpiklerinden son cümleye armağan.
“Sen yine gelsen, eski günlerdeki gibi gelsen. Fadime gelsen.
Konuş benimle sesin…”
Telefon düştü yaşlı ellerinden, parçalandı. Ondan daha çok kalbi. Keşke ben de düşseydim kalbimden bir parça düşmeden.
Aynı anda iç geçirdik, içimden yanına varmak geldi. Yürüdüm.. Benden önce davrandı, başını  kaldırdı ve dedi ki: ” Gelme çocuk. Bana doğru her geliş yalan, bana doğru atılan her adım acıdır şimdi.”
Gitmedim. Yoluma da dönmedim, aslında dönemedim. Bir acı üzerine kaç adım atılır sayamadım. Öylece kaldım, Fadime’ yi düşündüm. Aşk kaç kalbe böyle girer tahayyül edemedim. Kahretsin, hayalini bile beceremedim.

Bahis

Dün üç şeyden bahsedecek olduk
Dündü, geceydi ve hepsi bu değil
Neresinden başlayacak olsak
İşte tam orasından bitecek oldu.
Dündü, geceydi ve hepsi bu değil
Karanlıktı zifiri, yalnız korkmuyordum ilginç
Onda bir şey vardı güne aralanan
Ve ben bunu nerden biliyordum ?
Dündü, geceydi ve hepsi bu değil
Ellerim terliyordu, biraz ürkek biraz çekingen
Bir zaman bir kaleme tutanacak oldum
Hiçbir cümlem böyle esir değil.
Dündü, geceydi ve hepsi bu değil
Bir bahar yağmurunda ıslandık ikimiz
Ufak bir taraçaydı altına sığındığımız
Umutlar ve hayaller sığdırdığımız
Dündü, geceydi ve hepsi bu değil
Üç şeyden bahsedecek olduk yine
Rüzgâr bir şey fısıldadı kulağıma
Ben güldüm, güldüm yine güldüm
Adı mevsim oldu, bahar oldu
Nisan oldu, nisam oldu
Hepsi bu değil.