Bir Gece- Bir Gün

***

İşin gerçeği sen elmayı seviyorsun diye elma seni sevmiyor ve hayat denen yuvarlanmacada kimseler seni doğduğun andan beri tanıdıkların kadar çok düşünmüyor, çok değil yalnız düşünmüyor.

Sen elmanın dalını incitmekten korkarken birileri gelip en verimli dalı hiç düşünmeden orta yerinden kırmaktan hiç gocunmuyor. O dalda göze batan diken bile yokken üstelik. Ve dal öyle birinden kırılıyor ki artık ne sürgün vermesi mümkün ne de yeni bir dal aşılanması..

Hayat böyle. Bir ağaçtaki yapraklar gibi. Herkes güneşten faydalanmak için bir diğerinin güneşine engel oluyor muyum diye düşünmeden kendi çemberinde büyümek durumunda. Çıkarlarımız insan olmanın gerektirdiği değerlerden daha büyük. İnsanlığımız en onarılmaz yerlerinden yara alıyor, içimiz içine kurt düşmüş bir elma gibi dışarıdan parlak ve alımlı, içeriden tatsız…

***

Tatsız.

Belki gecenin şu vaktinde yazdığım cümleler de öyle. Bakmayın ben de bahsetmek istiyorum bahardan, cıvıldaşan kuşlardan ve rengarek çiçeklerden. Yalnız insan bazen öyle bir hale geliyor ki kafasının içinde dönüp duran karanlık cümlelere dökülmek istiyor. Kafam yine dağınık, kafam yine düşüncelere mahkum. Yazılarım da bu yüzden dağınık, kimilerinizin dile getirdiği gibi. Kusura bakmayın artık. İnsan bazen birçok mesajı birkaç satıra sığdırmak istiyor ve anlattıklarını dolaylı yoldan döküverirken cümlelere sizler kendinizce anlayın istiyor.

Bir gün çiçekli şiirler yazacağım Madak gibi. Bir gün.