marcel khalife ile gidelim?

Hadi gidelim.

Gitmek öyle pek kolay olmasa da.

Biz yine de gidelim, içimizin en çok huzur bulacağı yere.

O yer var mıdır? Varsa nerededir?

Ve asıl soru arayarak bulunan bir şey midir huzur?

Kısmen derim.

Bazen bu defa farklı olsun diye biraz zamanımı harcayıp farklı kültürlere ait müzik yapıtlarının arayışına girerim. İşte bu noktada bu şarkı beni huzura götürdü.  Hatta gitme isteğiyle doldum.  Ülkenin en doğusunda gecenin bu saatinde.

Yeni keşfime merhaba deyin.

Kimileri Marcel Khalife e Arap dünyasının Neşet Ertaş’diyor. Kısa bir tanışma için tıklayın.

http://www.youtube.com/watch?v=RScHUpsLQmg

bir tane daha:

http://www.youtube.com/watch?v=AtOG_85QnUI

Bahaneler Mevsimi

Mevsimlere ayak uydurmalı insan.

Bahar gelince çiçek gibi olmalı yüreği,

rengarenk.

Yaz gelince güneş gibi doğmalı içine,

sevgiler.

Kış gelince kabuğuna çekilmeli,

insanlığının.

Sonbahar geldiğinde onun da bahar

olduğunu hatırlayıp

bir başka sevmeli.

Mevsimlere ayak uydurmalı insan

Bulup bir bahanesini hep sevmeli.

***

bir kaç mevsim şarkısı.

ilk ikisi Teoman’dan gelsin:

bu yokluğun üzerine yazılmış bir şarkı:

Bu da eskimeyen yahut benim eskitemediğim gruptan :

bir sanat müziği:

kapanışta ve tabi ki  Zeki Müren:

AN’dan İçeru

Bir gün sıkıla sıkıla tv karşısında iftara pişireceğim yemeğin ilk aşamasındayken ben TRT1 de bununla karşılaştım. Önce bir şaşırdım, başımı kaldırdım sonra klipteki insanların tiplerini görünce bir daha şaşırdım. Marjinallik içinde bir güzellik vardı. Gülümseyerek izlemeye devam ettim, ardından eşlik ederek ayağa kalktım. O kadar çok hoşuma gitti ki o tını, bütünlük kendi etrafımda usulca dönmeye başladım.

Kısacası bu sufi kliplere bayılıyorummmm 🙂

Nadasa Bıraksak

Tarlada yetişen çiçeğe gül denir mi?

***

“Ben sana gül bahçesi vadetmedim.”*

Bu cümleden sonra koca bir sessizlik olsun. Dünya dursun. Konuşma, konuşmayalım.

“Bunun için şimdi beklentilerine cevap veremediğim için gidiyorum ben.”

Git. Beklentilerine cevap bulamayan, bulamayacağını sanan sensin. İç sesimi ne zaman duydun ki sen, her cümlem bir cevaptı anlamadın oysa. Git, yalnız bulabileceğim kadar uzağa…

“İyi bak kendine.”

***

Bu cümleden sonra ne denir bilmediğinden sustu. Uzun bir susuş içine girecekti belki. Her gidişin son cümlesini işitti kulakları. Bu son duyuşuydu belki. Son bakışı. Son dokunuşu. Son sevişi. Sevmek??

***

Tarlada yetişen çiçeğe gül denir miydi?

Ondan önce tarlada çiçek yetişir miydi?

Nadasa bıraksak?

Gönlümüzde çiçekler açar mı?

***

*Joanne Greenberg tarafından yazılan bir kitap.

 

 

Johnny Cash /Hurt

Johnny Cash’ a duyduğum ayrı bir sempati var.

Kendisi konserlerde sahneye böyle çığlık koparan davetlerle çıkmıyor, efendice çıkıp “Hello, I’m Johnny Cash” takdiminden sonra müzik ziyafetine başlıyordu. Ne tevazu ama 🙂

Bu parça da en sevdiklerimden.

Yavuz Bingöl/ Yar Demedin

Bir tek dünden kalmalar,

Ya da hiç uyuyamayanlar,

Bir beklediği olanlar,

Derde doymayanlar,

Vs vs.

Kötü olup, efkar kokan şarkılara sararlar herhalde.

Günün şu saatinde kardeşim ve bende bu takıma dahil olduk. O neyin kafasındaysa sabah sabah efkâr karması yapıyoruz. Bu da en sevdiklerimizden.