Mazot / İsmet Özel

İsmet Özel’in şiirlerini severim. Bu biraz insanın içine işleyen cinsten. Bir hocam tanıştırdı, sağ olsun.

ki
ölüm
her yerde uyanıktır
alestadır korkunun yardakçıları
tez kızaran güllerden kendini sakın
sevgiler ürkütsün seni, aşk ayrı-
Aşktır diye geri geldin o çekiç seslerine
bıraktın vazgeçilmez ırmakları
gönlüne kar yağdırıyorsa çocuk sesleri yetsin
dikkat et hiçbir şey ıslatmasın namluları.

Reklamlar

İç Dökmece

İyi bir yazar olmayabilirim. Hatta yazar bile denmeyebilir bana. Yazma çabasında olan kadın diyelim; daha doğruca. Lakin bu kelimelerle olan bağımı koparmaya yetecek değil. Kelimeler ki hayatın ta kendisi…

Bazen soruyorum kendime neden hep hüzne batıyor benim yazdıklarım. Her cümlem neden hüzne dönüşüyor? Düşünüyorum ama bulabildiğim bir cevap yok henüz. Cevaplarla saklambaç oynuyor olmalıyız, ben hep ebe.

Umuttan bahsedeyim istiyorum, mutlu anlarda kol gezeyim. Okuyan herkes- ki onların sayısı öyle çok değil- tebessüm bulsun yüzünde. Benim mutluluğum parfüm gibi olsun. Yazılarımdan dokunsun herkesin tenine. Daha başaramadım…

Bazen hiçbir şey yazamıyorum. Duygular boğazımda kalıyor, canımı acıtıyor ama bir kelimde dahi dökülmüyor kalemimden. O zamanları kızıyorum kendime. Ağlamak isteyip de duygu eksiltici ilaç almış insanlar gibi kalakalıyorum. Benim gözyaşlarım kelimeler çünkü.

***

Nerden aklıma geldi bilmiyorum ama bu yazı bununla bitsin. Zaten pek edebi de değil.