Omzuma Dokunursa ?

 

Orada burada gördüğüm can alıcı fotoğraflar, yazılar olurdu; fotoğraf ve yazı olmakla kalırdı. Bahsedenler olurdu sesli sessiz, konuştukları olurdu sadece sözleri.  Acımak bir yana olsun,  kulağıma değer geçerdi.

Anlıyorum ki anlamak, en çok yaşamakla mümkün.

Afrika’ da aç, susuz ve bunların yanında yalnız olduğumu düşünmeye bir yığın vakit oldu bugün. Sığamadım düşlediğim kalıbın içine. Aç kalmak, tıka basa doldurmuşken midemi gecenin bir saatinde on altı saatçik dayanmak bile bu denli zorken günlerce aç kalmak arsız mideme göre değildi. Hele susamak. İçmek için su bir yana dursun, türlü türlü meşrubatlarımız varken oda neydi? Ve tüm bunların derdi içinde her şeyin yalnızlığı. Hiçte yaşanılası değil ya…

Geçenlerde sevdiğim iki arkadaşım misafir oldu evime. İkisi de birbirinden kıymetli. Hasbıhal ederken bu konuya değindik aniden. Utancını yaşadığım şu cümle döküldü dudaklarımdan: “Açıkçası ben sizin kadar duyarlı değilim Afrika konusunda.” Arkadaşlarımdan biri durdu ve dedi ki: “Bende duyarlı değilim ama duyarlı olmak zorundayım. Sorguya çekileceğim o günde bir Afrikalı gelip omzuma dokunacak diye ödüm kopuyor!”

“Dan” diye bir şey düştü kafama. Kafamın içine dışına her yerine.  Günlerdir de orada “dan” ediyor. Bir çok şeyde gerekli gereksiz fazlasıyla duyarlıyken bu konuya bu denli soğuk ve duyarsız olmam, olmamalıydı.

Şimdi bende korkuyorum, bugün iyice anladım. Ya bir Afrikalı ve yahut elinden tutmam gerekip de tutmadığım bir dünyalı gelirde o gün dokunursa omzuma?…