Düşmek ve Düşünmek

Ağladım.
En kalabalık yerinde hayatımın. Başkaları ne der, ne düşünür bunları düşünmeden ağladım. Bir bahane bulup içimdekilere sustuklarım kadar çok ağladım.
Yürüdüm. Bir damla boyunca yol aldı adımlarım. Gidemediğim şehirlere, bilmediğim diyarlara ve bir türlü varmayı beceremediğim gönüllere doğru yürüdüm.
Yalnızdım. Sendelemeye bile tahammül edemedim. Ya dosdoğru yürüyecektim başım dik ya düşecektim boylu boyunca.
Sonra suçu şaire atacaktım “Düştüysek senin yüzünden düştüm.”
***
Düşseydim düşünecektim aslında.
Gelip kaldırmak için ellerimden tutmanı değil, beraber yardan düşmek için yüreğimden tutmanı. Gözyaşlarımı tam silecekken yüreğindem başka bir şeyi benden almaya dayanamayıp birlikte ağlayışımızı…
Düşseydim düşünecektim aslında.
Düşmedim.
Düşünmedim.
Yeniden ağladım.
Ve o parça çaldı yeniden kalbimde.
“Yan gönlüm yan
Külden adam olursa.”

Durulanmış Kelimeler

Durulanmış kelimeler.
İncecik bir bahar yağmuruna tenini teslim etmiş ve renkli bir şemsiyenin altına yalnız son harfini sokabilmiş yalın kelimeler.
***
İçerimden üç şey geçer…
Kelimelerin üzerinden acı geçmistir, hüzün geçmiştir ve aşk geçmiştir. Son geçen son darbeyi aniden vurmuştur, niyeyse bu hayatta hep böyledir.
***
Böyledir derken yazılıyor hikayeler.
Biz olaylardan habersiz, kelimelerden haberliyken.
***
Haberinin olmadığı bir zamanda durulanmış kelimeler getireceğim.
Yine yağmurlarda yıkanmış.
Yalnız bu defa şemsiyenin altına son harfini değil; gönül pencereme başını sokmuş, orada büyümüş, oradan beslenmiş.
Kelimeler getireceğim, ellerinden tut, sinene kat diye gözlerine haykırırken dizlerinin titrediği. Yan yana gelişlerini idrak ederken incilerinin gözyaşlarından aktığı.
***
Kelimeler geldiğinde, bir hikaye yaratılacak olaydan usulca haberdar edildiğin.
Her şeyden önce kelimeler derken şemsiyen açık mı onları altına alacağın ?

Nokta Olurcasına

Bir annem.
Bir sen.
Bir de gurbet.
***
Öyle zamanlardayım.
Gözlerim bulutlu, dudaklarımda keder. Sürsen saçlarıma ellerini  hüzün buluşacak. Bir adım bir nefes daha derken yaklaşsa başın başıma bir parfüm gibi üzerine sinecek özlem..
Özlemekse adı.
Ne ellerin saçlarıma değiyor, ne başın başıma. Gölgen bile düşmüyor adını bilmediğimiz sokaklara.
Her sabah usulca tavaf ediyorum o sokakları. Bir köşede resmin yeniden sen oluverir diye. Sorsan başkalarına ben yalnız ölüme yürüyorum. Çünkü burada kimse ecele inanmıyor, sen de onlara inanma!
Yürüdüğüme inan ama. Bir tel sigarayı ağzıma almayıp, fabrika bacalarını yüreğime bağladığımı da bil. Kulağımda türkü türkü sana çağırdığımı ellerden önce duy.
Ellerden önce gel.
***
Gel.
Annem gibi benim olduğumu inkar edemeyecek şekilde.
Gel.
Gurbetin ardımızda boynu bükük kalacağı zamanda.
Gel.
Bir kelime daha derken bir cümlenin sonuna nokta olurcasına.
.