Portakal Kabukları

Portakal kabuklarını at sobaya anne.
Üzerine en çok yakışan elbiseni, iyiliğini giy. Kış bitmeden bitirelim beraberce tüm kötü duyguları ve kötülükleri.
Bir sonraki kış gelene kadar dizlerinin dibinde oturayım. Arada bir dünyadan güzel haberler ver yeter, dışarıda beni ve gençliğimizi çağıran ne varsa uzak duracağıma söz de veriyorum.
***
Sobadan yayılan ilk kokuyla muhabbete başlayalım Sen konuş ben hep dinleyeninim. Yalnız bana hep iyi şeyler anlat rica edeceğim. Dünyanın yalanlığından, insanların ondan daha yalan oluşundan bahsetme! Gerekirse gerçek olmasın bahsettiklerin;çocukluğumdan kalma masallar anlat, her şeye yeğlerim.
En iyisi sen bana çocukluğumu anlat, geçtiği gibi bir çırpıda değil içimde hiç bitmeyişi gibi yaya.
***
En çok çocukluğumu özlüyorum ben.
Bitmemiş şiirlerden, tadına doyamadığım kitaplardan daha çok. Son bölümünü hiç izlemediğim filmler kadar heyecanla hem de.
Aslında çocukluğuma ara vermiş değilim anne. Yine kanayan taraflarım var, üzerine tentürdiot süremediğin. Hala sokaklarda gezme isteğim hiç bitmedi, eve girmek yine hüzün veriyor bana. Ve bir şairden tekrar öğrendim göğe bakmayı.
***
Göğe bakmak deyince öyle susma anne!
Göğe seninle de bakılır.
Yüreğimin parça parça oluşunu portakal kabuklarından bilme anne!
Hadi yaralarımı beraber dikelim…

Reklamlar

Nokta Olurcasına

Bir annem.
Bir sen.
Bir de gurbet.
***
Öyle zamanlardayım.
Gözlerim bulutlu, dudaklarımda keder. Sürsen saçlarıma ellerini  hüzün buluşacak. Bir adım bir nefes daha derken yaklaşsa başın başıma bir parfüm gibi üzerine sinecek özlem..
Özlemekse adı.
Ne ellerin saçlarıma değiyor, ne başın başıma. Gölgen bile düşmüyor adını bilmediğimiz sokaklara.
Her sabah usulca tavaf ediyorum o sokakları. Bir köşede resmin yeniden sen oluverir diye. Sorsan başkalarına ben yalnız ölüme yürüyorum. Çünkü burada kimse ecele inanmıyor, sen de onlara inanma!
Yürüdüğüme inan ama. Bir tel sigarayı ağzıma almayıp, fabrika bacalarını yüreğime bağladığımı da bil. Kulağımda türkü türkü sana çağırdığımı ellerden önce duy.
Ellerden önce gel.
***
Gel.
Annem gibi benim olduğumu inkar edemeyecek şekilde.
Gel.
Gurbetin ardımızda boynu bükük kalacağı zamanda.
Gel.
Bir kelime daha derken bir cümlenin sonuna nokta olurcasına.
.

Son Öpücük

Ellerini saçlarına götürdü adam. Her teli zerre zarar vermeden yeniden okşadı.
Yüzüne baktı bir kez daha. Gözlerine ilk bakışı düştü. İlk aşık oluşu. Elmacık kemiklerine usulca dokundurdu işaret parmağını; incitmeden yanağına doğru yol aldı. Fabrikada ilk gördüğünde, evlendikten sonra evinde nasıl utanıyorsa yine öyle utandı kadın.
Başını eğdi adam alnından son öpücüğünü kondurdu karısının, kadın sanki yine güldü. Yalnız bu defa sağ gamzesi ortaya çıkmadı.
Dört aylık bebeğin ağlaması anneyle babanın muhabbetinin orta yerine girdi yine. Kadın kocasının kulagina fısıldadı: “Bundan sonra her ağlayışında onun elinden sen tutacaksın.” Adam irkildi, oğluna bakmak zor değildi de oğluna onsuz bakmak çok zordu. Son vedasını edip elini son kez bıraktı. Oğlunun çağrısına onun ilk ve son ricasıyla gitti.
Mavi pazeniyle beraber kucağına alıp annesinden aldığı son öpücüğü oğluna teslim etti.
***