susamışlık

yazıversem,

bir şiir gibi dökülse parmaklarımdan aşk.

yüreğimde tutsak bir kuş kanatlanırken

kapısı aralansa gönül kafesinin.

yazıversem,

gözlerine bakarken sustuğum ne varsa

biçare ayaklarına dökülse

ardım sıra çözülse kelimelerin dili.

yazıversem,

bir dağın doruğunda çığlık olsa hissettiklerim

aşkla sarhoş naralanırken.

işitsen

ve ansızın düştüğüm şu dertte

tutunacak en güzel dal olsa ellerin.

yazıversem,

devrim yapmak kadar zor, inanmak kadar kutsal olsa

meye batırsam ucu yitmiş kırık kalemimi

yağmur misali yağsa çorak gönüllere aşk.

yazıversem

ah çok susamışken!

Yalnız Sen

“Yanıma senden başkası yakışmıyor kadın.” dedi yaşlı bir amca telefonda.
Duydum, durdum. Bir adımım yarım kaldı diğer yanım gibi.
Üzerine düşünülmüş bir cümleydi bu belli. Üzerine uykusuzluk düşmüş, üzerine bir dal sigara yakılmış bir cümle. Üstünden Zeki Müren geçmiş, içine onsuzluk, içine yalnızlık içine yokluk sinmiş bir cümle.
“Fadime beni dinle.”
Fadime değildim ama durdum dinledim. Usulca başımı çevirdim ona, yüzüne dokundu gözlerim. Yaşını ele veren çizgiler arasına saklanmış özlemi buldum. O çizgiler bir nevi melce. Sonra gözlerine baktım, yeşil olsunlar istedim, değildi. Zaten ne fark ederdi aşkla bakamadıktan sonra. Gözlerinin rengi griydi yalnız ve keder damlıyordu kirpiklerinden son cümleye armağan.
“Sen yine gelsen, eski günlerdeki gibi gelsen. Fadime gelsen.
Konuş benimle sesin…”
Telefon düştü yaşlı ellerinden, parçalandı. Ondan daha çok kalbi. Keşke ben de düşseydim kalbimden bir parça düşmeden.
Aynı anda iç geçirdik, içimden yanına varmak geldi. Yürüdüm.. Benden önce davrandı, başını  kaldırdı ve dedi ki: ” Gelme çocuk. Bana doğru her geliş yalan, bana doğru atılan her adım acıdır şimdi.”
Gitmedim. Yoluma da dönmedim, aslında dönemedim. Bir acı üzerine kaç adım atılır sayamadım. Öylece kaldım, Fadime’ yi düşündüm. Aşk kaç kalbe böyle girer tahayyül edemedim. Kahretsin, hayalini bile beceremedim.

gelirsem

yaşlanmış ve belki yaralanmış ellerinden tutamam. öyle hüzünlü bakma gözlerime. seni hep aynı köşede bekleyemem, gözleme yollarımı. ama ben hep aynı yol üzerinde yürür yürür dururum. ne duracağım yer var ne durasım ne de durmak için bir sebebim. geçenlerde çocuktum, gerçi aşkı kalbinde taşıyanlar hep çocuktur ya. geçenlerde çocuktum, nazlıydım annemin kucağında. bir kaç masal anlattı bana yine inandım. kahretsin, yine inandım. masal bitti ve ben kendi nazımı yine yalnız kendime sakladım. sakladığım başka şeyler de var.. bunu sana anlatamam. sen yine de o köşede bekle. gelirsem gözlerine, gelirsem yüreğine, gelirsem ellerine.

Ardımdan


Bazı duygular bir satıra sığmıyor
Ne kafiyesi var yalnızlığın
Ne bir hece ölçüsüne denk ayrılık, ardımdan
Ölüm kokan bir şiir yazılacak
İçinde benden çok onun geçtiği.

Bazı duygular bir satıra sığmıyor
Şehirleri sevmek gibi nedensiz değil
Yetersiz altyapılar bazı coğrafyalarda  aşk, ardımdan
Ölüm kokan bir şiir kaleme alınacak
İçinde benden çok onun geçtiği.

Bazı duygular bir satıra sığmıyor
Emek istiyor yaşamak, tutku var
Azgın damarlarında nefsin, beklemek
bu denli ağartıyorsa saçları, ardımdan
Ölüm kokan bir şiir kaleme alınacak
İçinde benden çok sizin geçtiğiniz.