Acıları Üzerine

Kirpik diplerinde farklı coğrafyalarda büyüttüğü acıları var. Bir an kapatsa gözlerini damla damla akacak. Bu yüzden uykusuz çoğu zaman çizgili yüzü. Ah Allah’ım bir ağlayabilse biliyorum geçecek.
Çok kereler sordum, yorgun yüreğine aldırmadan. Çok kere sustu, bir acıyı anlatmak en az onu yaşamak kadar zor olduğundan. Üstüne gitmedim, bazı insanlar susarak da anlaşırdı ve siz bilmezsiniz biz susarak büyüyorduk.
***
Bu coğrafyalarda vakit şimdi bahar. Güneş -bilmiyorum neden- bize küsmüş olmalı ki kendini bulutlar ardına saklıyor. Onun susarak üzerimize yağmayan acıları öyle tahmin ediyorum ki bir pencere pervazından yağmura karışıyor. Yağmurla yaşlanmış bir ağacın toprak altında uzayıp giden köklerine. O acılar toprağın altında kalsın istiyorum, ilk önce kendi sonra biz ıslak adımlarımızla toprağı mayalayıp habersiz acının doğduğu yerden sevinci doğdurtalım…
Mümkün mü?
Acılarını böyle çok sevmezse, belki.

Reklamlar

Durulanmış Kelimeler

Durulanmış kelimeler.
İncecik bir bahar yağmuruna tenini teslim etmiş ve renkli bir şemsiyenin altına yalnız son harfini sokabilmiş yalın kelimeler.
***
İçerimden üç şey geçer…
Kelimelerin üzerinden acı geçmistir, hüzün geçmiştir ve aşk geçmiştir. Son geçen son darbeyi aniden vurmuştur, niyeyse bu hayatta hep böyledir.
***
Böyledir derken yazılıyor hikayeler.
Biz olaylardan habersiz, kelimelerden haberliyken.
***
Haberinin olmadığı bir zamanda durulanmış kelimeler getireceğim.
Yine yağmurlarda yıkanmış.
Yalnız bu defa şemsiyenin altına son harfini değil; gönül pencereme başını sokmuş, orada büyümüş, oradan beslenmiş.
Kelimeler getireceğim, ellerinden tut, sinene kat diye gözlerine haykırırken dizlerinin titrediği. Yan yana gelişlerini idrak ederken incilerinin gözyaşlarından aktığı.
***
Kelimeler geldiğinde, bir hikaye yaratılacak olaydan usulca haberdar edildiğin.
Her şeyden önce kelimeler derken şemsiyen açık mı onları altına alacağın ?

İçimden Geçtiği Gibi :)

Bir öğrenci olarak ben sınav dönemlerini hiç sevmedim, kalan son iki dönemde de seveceğimi düşünmüyorum ve yine o dönemlerden birinin içindeyim.

Geçtiğimiz hafta Başkentte hava, hep griydi. Gökyüzü sanki diğer renklere küs gibi. Her sabah yatağımda fırlar fırlamaz pencereye koştum hep aynı, bulutlar bulutlar. Hayal kurmama izin vermiyorlardı! Bu yüzden trip atıp bir daha ki sonbaharı sevmemeyi düşünüyorum. Bakalım sevgim olmadan ne yapacak 🙂

Bu hafta ki hava durumundan bahsetmek gerekirse de günlük güneşlik. Böyle tam tadında. Bir arkadaşın tabiriyle “Delirtecek!”. Buna çok güldüm dün. 😀 Ne diyordum ben? Heh hava o kadar güzel ki insanın içini ısıtıyor,çıkıyorsun sokağa için cıvıl cıvıl, sınava gitmek insana koymuyor bu yüzden:) Nasılsa mutlu oluyorsun. Öyle ki geçen güneş ışınlarının insanda bir hormonu falan etkileyip etkilemediğini, bunun araştırılması gerektiğini ve belki depresyonda ki insanlara tedavi için uygulanmasını falan düşündüm. Bazen olmadık şeyler düşünürüm ben işte 🙂 Hatta çok düşünüyorum bazen, yoruyor….

Yine güneşli güzel bir günde yurtta ders çalışan ben şu parçayı çok sevmeye başladım:)