Güneşi Bekleyen Düşünceler

Bazı geceler diye başlayan bir cümle kursam ben yine Turgut Uyar olacağım. Dolayısıyla hüzün kokacak her satır.
Hayat diye başlasam Cahit Sıtkı olamayacağım. Bu yüzden renkli bir yazı olmayacak bu.
İçimden bir ses Anna’yı hatırlıyor yalnız. “Ellerimi tut Anna. Ellerimi tutmasan da olur. Gözlerime bak Anna. Gözlerime bakmasan da olur.” ama Anna bir şiirlik orada kalsın ister şair. Teni tenine değmese de orada kalsın. Aslında onunla kalsın.. Onunlalar ve onlar biz olsunlar.
Bana kalırsa onlar biz olamadı çünkü Anna oradan gitmiştir. İsmet Özel’in dediği gibi hatta “Aşktır diye gittin o çekiç seslerine.”
Annalar gider çünkü şairlerin yazacak mısraları biter.
Dokunaklı tarafı kalmamıştır şiirlerin.
Annalar gider çünkü şairler hiç olmamıştır.
***
Saat 04:22.
Ben Anna değilim, şair daha doğmadı içimde.
Yalnız gün yine doğacak üzerime.

Reklamlar

Ağlayan Sabah

İçimde bir sabah ağlıyor.

Güneş nisyandan isyana doğuyor,

Gökyüzü bu nidada sarsılıyor.

Bir adam işleyeceği en büyük günaha giriyor.

Sabahın ayazı bedeni titretiyor da,

Arsız ruha dokunmuyor.

Sokaklar sağır, insanlar sağır,

Ve bu coğrafya da bu saatte,

Herkes uyuyor, uyurken yarı ölüyor.

Canlılık belirtisi bu yüzden,

Köşede ki ağacın

Sadece birkaç dal ve yaprağında.

Onun içindir ki göz göze değmiyor

Bir adam girdiği günahı mubah sayıyor.

Yazık adam sabahlara aldanıyor.

Oysa güneş aydınlatmak için doğuyor!