Kars & İstanbul & Halep & Vs. Vs.

 

Telefon alarmı. Uyan iş var. Zor zahmet al eline telefonu, ertele 10 dk daha. Türkiye’nin yüzde bilmem kaçının yaptığı gibi..

Telefon titreşimi. Yerel bir gazete haberi: Kars’ta okullara kar tatili.  Memuruz ya. Resmi bilgi mi değil mi telaşı? Ve valimizden olaya kesinlik kazandıran bir “tivit”.

3 yıldır buradayım, ilk defa dönem ortasında eğitime bir tatil kesintisi.

***

Kesinti.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da.

O kadar insanın ölümüyle ruhumuzda oluşan bir kesik.

O kadar insana yalnızca televizyon karşısından üzülebilmek.

Pazar kahvaltısında ve akşam yemeğinde artık haberleri ve haber kanallarını izlemeyi bırak demek eşine.

Bırak, dayanamıyorum.

***

Dayanmak.

Dün Halep’te olanlara.

Aslında olmaması gerekenlere.

***

Tatil diye başlamıştık demi? Nerelere geldik.

Asıl tatil olan ne biliyor musunuz?

İnsanlığımız.

Dünyanın insanlığı.

Ne zamana kadar sürecek bilemiyorum, bu bir kısır döngü mü onu da bilemiyorum. Bir gün bizim ülkemizde coğrafyamızda olanlar o çok uzak coğrafyalarda da olur mu onu da bilemiyorum.

….

Devamı sonra.

Gideyim de evli kadınlar gibi eşime kek yapayım, portakallı.

Kek yapayım, dertleri karayım hamur yerine. Çünkü bu ülkede yaşamak zor. Bu coğrafyada yaşamak zor. Zor bile zor.

 

 

 

Yeni Dönem

Çok iyi hatırlıyorum: İlkokul yıllarımdı, karlı bir sabahtı. Yine hevesle okul yoluna düşmüştüm. Yarısında yolun mahalleden bir arkadaş “Okul tatil boş yere gitme.” dedi. İnanmadım devam ettim ve müdür yardımcımız geri çevirdi okul bahçesinden. Eve gidip, annem kapıyı açana kadar ağladım

Bugünler öğretmenliğimin ilk yılı ve karlı bir sabahla yeni döneme başladık. Eskisinden büyük bir heves ve heyecanla okula gittim. Çocuklar kucaklayarak karşıladı, tebessümlerimi dağıttım onlara. Özlemişiz birbirimizi. Yalnız çok geçmeden tatil haberi geldi. Eve kadar ağlamadım.

Öğretmenlik güzel şey…