Mecnun Gezenin Leylası

Vicdanını olduğu yerden çıkarıp elleri arasına aldı Mecnun. Oysa vicdan somut değildi ama gerektiğinde tutulabiliyordu yahut bu Mecnun’ a has bir haldi.

Şöyle dokundu. Elleri arasında kaynayıp duran, fıkır fıkır, tutmayı bilmezsen buharlaşmaya en meyilli varlık durmaktaydı.

Ola ki herkeslerden sakladığı iki yüzü vardı, iki Leylası. Heyhat! Bu nasıl olurdu?

Mecnun hangi hallerdeydi?

Eşyaya tapan, eşyalaşmışlığa tapan ve eşyaya tapana tapan bir deliler topluluğu. Tapanılana adınmış sevgiler. Sevgiler yok değil, öyle ki günün dağları delinir. Olmadı satın alınır. Keza bir şekilde elde edilir. Nereye konulur yalnız orası meçhul…

Mecnun bir o yana çevirdi bir bu yana tuttuğunu. Çevirdi durdu. Sarılmayı denedi her iki yana ikisine birden sarılmak ne mümkün! Döndü durdu Mecnun; çöllere vardı bilindiği üzere. Benliğini verdi çöle. Kimliğini teslim etti, aşikâr.

Deliler topluluğu taptıkları arasında neyi sevsin bilemedi. Ki sevgiler yetmiyordu, eksikti, boştu. Eşyalaşmışlığın sarhoşluğu yakasından düşmüyordu, düşebilseydi fark edecekti. Düşer mi?

Çöl herkesi çeker miydi bilinmez sinesine. En güzelin kokusunu duyduktan sonra kabul eder miydi başka kokuları, meçhul… Lakin Mecnun. Mecnun’ u sevdi çöl. Ellerine sığdıramadığını gönlüne sığdırdı. Kays olmaktan çıktı…Çöl Leyları bir edip, hak olana çevirdi.

Şimdi Mecnun çöllerde asıl Leyla’ ya aşık. Leyla şimdi aslına büründü.

Koş Mecnun şimdi yakışır sana Mecnun olmak.

Tapanların tapmışlığına bir parça can düşer miydi düştü. Mecnun en orta yerinde düştü yüreğe. Zaten düşsündü. Tapılanlar Leyla değildi, yansımalardan öte geçemezdi de.  Uyanın tapanlar, gökten Mecnunluk yağıyor!

Tam orta yerinde vuslatın hoş geldin Mecnun! Nerelerdeydin de geç kaldın? Mecnun hoş geldin aşkın gerçek yüzü!

Reklamlar