gelirsem

yaşlanmış ve belki yaralanmış ellerinden tutamam. öyle hüzünlü bakma gözlerime. seni hep aynı köşede bekleyemem, gözleme yollarımı. ama ben hep aynı yol üzerinde yürür yürür dururum. ne duracağım yer var ne durasım ne de durmak için bir sebebim. geçenlerde çocuktum, gerçi aşkı kalbinde taşıyanlar hep çocuktur ya. geçenlerde çocuktum, nazlıydım annemin kucağında. bir kaç masal anlattı bana yine inandım. kahretsin, yine inandım. masal bitti ve ben kendi nazımı yine yalnız kendime sakladım. sakladığım başka şeyler de var.. bunu sana anlatamam. sen yine de o köşede bekle. gelirsem gözlerine, gelirsem yüreğine, gelirsem ellerine.

Reklamlar

Portakal Kabukları

Portakal kabuklarını at sobaya anne.
Üzerine en çok yakışan elbiseni, iyiliğini giy. Kış bitmeden bitirelim beraberce tüm kötü duyguları ve kötülükleri.
Bir sonraki kış gelene kadar dizlerinin dibinde oturayım. Arada bir dünyadan güzel haberler ver yeter, dışarıda beni ve gençliğimizi çağıran ne varsa uzak duracağıma söz de veriyorum.
***
Sobadan yayılan ilk kokuyla muhabbete başlayalım Sen konuş ben hep dinleyeninim. Yalnız bana hep iyi şeyler anlat rica edeceğim. Dünyanın yalanlığından, insanların ondan daha yalan oluşundan bahsetme! Gerekirse gerçek olmasın bahsettiklerin;çocukluğumdan kalma masallar anlat, her şeye yeğlerim.
En iyisi sen bana çocukluğumu anlat, geçtiği gibi bir çırpıda değil içimde hiç bitmeyişi gibi yaya.
***
En çok çocukluğumu özlüyorum ben.
Bitmemiş şiirlerden, tadına doyamadığım kitaplardan daha çok. Son bölümünü hiç izlemediğim filmler kadar heyecanla hem de.
Aslında çocukluğuma ara vermiş değilim anne. Yine kanayan taraflarım var, üzerine tentürdiot süremediğin. Hala sokaklarda gezme isteğim hiç bitmedi, eve girmek yine hüzün veriyor bana. Ve bir şairden tekrar öğrendim göğe bakmayı.
***
Göğe bakmak deyince öyle susma anne!
Göğe seninle de bakılır.
Yüreğimin parça parça oluşunu portakal kabuklarından bilme anne!
Hadi yaralarımı beraber dikelim…