Mayaladık da Tadı Mı Veremedik ?

İnsan kendine kaç soru sorar da cevap bulamaz? Kabul ediyorum sorular yakama yapıştı çocukluğumdan beri de, cevaplar beni ne zaman terk etti?

Belki tanrı. Bu onun sayesindedir. Soruları katarken hamuruma, cevapları bir yangının içine atıvermiştir ve ben öylece kalakalmışımdır. Ya da pardon cevapların neden ateşe verildiğini sormuş, bir yanıt bulamamışımdır. Ezelde olan bu durum ebedde de benimle olacak acaba?

***

Sorular.

Bak kendine sorduğun bir sürü soru.

Baksana kendinin bile cevabını bilmediğin bir sürü soru.

Biri çıkıp demiyor ki sorularının besin değeri var. Güldüğünüzü duyar gibiyim ama oysa var. Sorularım beynimle besleniyor ve birazcık da insan etiyle. Sorulara kendimi veriyorum, sorularla kendimi tüketiyorum. Belki Tutanamayanlar’ın bu dünyadaki vuku bulmuş haliyim. Bilemezsiniz. Belki Oğuz Atay olamasam da ona üflenen ruhtan bana da kaçmıştır. Haşa ! yaratıcının büyüklüğü yanında benim bu lafım çok anlamsız.

***

Anlamsızlık.

Saçımı sağ yana yatırıp bir cümle kuruyorum, sol yana yatırıp bir başka cümle. Aslında ışıktan kaçıyorum. Bildiğimiz gün ışığından. Yazmanın (ki bazılarınıza göre benimkiler birer saçmalık) bir yanı karanlık. Mayası karanlık işte. Tuzu  melankoli biberi anlamsızlık…

Basbaya anlamsızlık.

Ya yaşadıklarına anlam vereyemeceksin yazacaksın.

Ya yaşadıklarını anlamsızlık içine  gizleyip yazacaksın.

Anlamın anlamsızlığı bir nevi.

***

Ben bir şeyler mi anlatmaya çalıştım size. Yoksa kendime anlatmak istemediklerimi anlamsızlaştırıp kaçtım mı?

Tuzu koyduk, biberi koyduk, mayaladık da tadı mı veremedik?

Reklamlar

Suya Yazmak İsteyince

Şu sıralar kendimi en çok yine kendime sorduğum sorulara cevap ararken yakalıyorum. Nefes aralıklarım türlü kelimeler doğururken içimde bir yerler sancıyor; sancıyor çünkü insanın kendine verdiği o gerçek cevaplar istediği kadar  yumuşa da diken misali batıyor ve bu bir güle de benzemiyor.
Sancıyan yerlerinden kanıyor yaralarım. Yokluktan mı yoksa yoksunluktan mı  bilmiyorum var olan teselliler ancak kalbime teğet geçiyor. İnsan iyi olmak istemeyince hiç bir ilaç etki etmiyor.
***
Şu sıralar yine neden hüzün kokan yazılar yazdığımı bilmiyorum. Antidepresan cümleler kuramıyorum sanal sayfalar üzerine. Sanal sayfalara kurmaca gerçekler anlatabiliyor insan.
Bir nokta bir nokta daha derken sizin bakışlarınıza üç noktalar koyabiliyor.
***
Bakışlarınıza hatra değer anlar, özlediğiniz yüzler, umutlar koymak; bakışlarınıza aşklar, sevdalar koymak varken bu yazıya da yanyana üç nokta koyup kaçıyorum. Nitekim kendi bakışlarıma uyku koyabilmek derdindeyim.
Zaten insan bazen yalnız suya yazmak istiyor.
Becerebilirsem bir rüya da deneyeceğim.