susamışlık

yazıversem,

bir şiir gibi dökülse parmaklarımdan aşk.

yüreğimde tutsak bir kuş kanatlanırken

kapısı aralansa gönül kafesinin.

yazıversem,

gözlerine bakarken sustuğum ne varsa

biçare ayaklarına dökülse

ardım sıra çözülse kelimelerin dili.

yazıversem,

bir dağın doruğunda çığlık olsa hissettiklerim

aşkla sarhoş naralanırken.

işitsen

ve ansızın düştüğüm şu dertte

tutunacak en güzel dal olsa ellerin.

yazıversem,

devrim yapmak kadar zor, inanmak kadar kutsal olsa

meye batırsam ucu yitmiş kırık kalemimi

yağmur misali yağsa çorak gönüllere aşk.

yazıversem

ah çok susamışken!

Reklamlar

gelirsem

yaşlanmış ve belki yaralanmış ellerinden tutamam. öyle hüzünlü bakma gözlerime. seni hep aynı köşede bekleyemem, gözleme yollarımı. ama ben hep aynı yol üzerinde yürür yürür dururum. ne duracağım yer var ne durasım ne de durmak için bir sebebim. geçenlerde çocuktum, gerçi aşkı kalbinde taşıyanlar hep çocuktur ya. geçenlerde çocuktum, nazlıydım annemin kucağında. bir kaç masal anlattı bana yine inandım. kahretsin, yine inandım. masal bitti ve ben kendi nazımı yine yalnız kendime sakladım. sakladığım başka şeyler de var.. bunu sana anlatamam. sen yine de o köşede bekle. gelirsem gözlerine, gelirsem yüreğine, gelirsem ellerine.